Kosova bağımsızlığını yeni kazanmış, halen bazı ülkeler tarafından tanınmayan bir ülke. Yakın geçmişinde bir savaş var ve onun izlerini silmeye çalışıyor. Bölgede yaşayan bir hayli Türk var ve Türk kültürü yaygın. Aslında daha çok osmanlı kökenlerinden gelme bir kültür benzerliği var. Damak tadı da bunlardan bir tanesi. Yalnızca çay kültürümüz orada yok denecek kadar az. Çayın yerine avrupadan öğrendikleri “macchiato”yu içiyorlar sıkça. Hatta ulusal içecekleri olarak gördüklerini bile söyleyebilirim.
Kosova’nın başkenti olan Priştina savaş sonrası toparlanmaya çalışan bir şehir. Çoğunlukla Arnavutlar yaşıyor. En çok Arnavutça, Türkçe ve kısmen İngilizce konuşuluyor. Kosova Türklerinin dili bizimkinden az da olsa farklı. Osmanlı ve onun değerlerine oldukça bağlılar.
Kosova’daki en eski Osmanlı yapısı olan Sultan I. Murat’ın türbesi de bu şehirde bulunuyor. Türbe I. Murat’ın oğlu Yıldırım Beyazıd tarafından yaptırılmış ve burada sadece iç organları gömülü. Esas mezarı ise Bursa’da. Türbenin yanında bir de müze bulunuyor. Müzede Osmanlı ile ilgili bilgiler, haritalar, kıyafetler, ve çekilmiş bazı fotoğrafların aslı bulunuyor. En ilgi çekici obje de Osmanlı’nın avrupaya kazandırdığı belki de en önemli şey olan ilk tuvalet.
Şehir, daha doğrusu şehir merkezi çok küçük. Dışa yayılan metropollerin aksine kasaba sayılacak kadar ufak. Ana hat; sadece yaya geçişine izin veren, çoğu restoran ve mağazaların bulunduğu bir cadde. Burası en işlek ve populer yer. Caddenin sonunda kendini hiç de belli etmeyen bakanlık binası var. Kamusal alan olduğu öyle veya böyle anlaşılsa da pek ehemmiyetli gözükmüyor. Bu binanın önünden itibaren caddenin bitimine kadar duvarlara asılmış binlerce kişinin fotoğrafları var. Bunlar savaşta kaybedilenlerin fotoğraflarıymış. Maksimum sosyalleşmenin yaşandığı bu ana caddenin bu kısmında farklı bir atmosfer yaşanıyor. Şehirde Bill Clinton’ın bir heykeli var. Kosova’nın bağımsızlığını kazanması uğruna çalıştığı için bir minnet ifadesi bu heykel.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder